")
İMAM ALİ (A.S.) VE DOĞRULUK
معصومین (ع)

İmam Ali (a.s) doğru olmayı ve doğru konuşmayı bir yüce ilahi ve insani değer olarak benimsemişti. Bunu  sadece kendisi ve ailesi için bir ilke edinmeyip belki  İmam'ın siyasi hayatında dahi ilkesi olmuştu. Buna binaen o, siyaset ve doğruluğu kendisinde en iyi şekilde birleştirerek pratiğe döken örnek bir insandır.
Bunun karşısında Muaviye ve benzerleri; yalan, entrika ve hile üzerine kurulu bir siyaset izlemiş ve doğruluğu siyasete kurban etmişlerdi. Tarihte yazmışlar; İmam Ali'ye (a.s) şöyle söylediler: "Siz yiğitlik, ilim,ibadet ve diğer insanı değerler bakımından en değerli insansınız.Ama siyaset açısından galiba Muaviye sizden daha siyasetçidir." -İmam buna cevaben şöyle buyurdu: "Ben Yüce Allah'a söz vermişim asla yalan söylemeyeceğim, inanmadığım bir şeyi dile getirip konuşamayacağım, kendim uymadığım ve yapmadığım bir şeyi insanlara yapın diye söylemeyeğim. Dilim kalbimin aynası olmalıdır. Ben Allah'ın  karşısında sorumluluk hissediyorum.Doğruluk  çerçevesi içerisinde hareket etmeliyim. Hedefe ulaşmak için yalan, iftira ve ihanet yollarından istifade etmemeliyim. Muaviye ise hedefine ulaşmak için bu yolları kullanmaktan asla çekinmemektedir. Eğer ben Allah karşısında sorumluluk bilinci içerisinde hareket etmeseydim ve ona söz vermeseydim o zaman anlardınız ki ben Muaviye'den  daha ileri bir siyasetçiyim."
İmam Ali'nin (a.s) bu özelliği herkes için, özellikle siyasiler ve toplumda sorumluluğu  olan şahıslar için bir örnek olmalıdır.Onlar bu noktaya dikkat etmeleri gerek! Her zaman siyasette sadakati göz önünde bulundurmalıdırlar. Halk kendilerini yönetenlerin doğru olduğunu bildikleri takdirde onların koruyucusu ve savunusu olacaklardır.