")
tövbenin
Olayların İdrakinde İnsaf

Ayetullah el-Uzma Musevi Erdebili’nin açıklamaları:

Bazıları tövbenin hakikatinin “استغفرالله ربی وأتوب الیه/ Esteğfirullahe Rabbi ve Etubu İleyhi” veya benzeri sözcüklerden ibaret olduğunu zannediyorlar. Ancak bu düşünce yanlıştır. Tövbe kalbi bir hakikattir. Bu nedenle Nehcu’l Belağa’da Hz. Ali (a.s), huzurunda “استغفرالله ربی وأتوب الیه/ Esteğfirullahe Rabbi ve Etubu İleyhi” diyen bir şahsa hayret ederek “Anan yası¬na ağlasın! İstiğfarın ne demek olduğunu biliyor musun?”  buyurmuş ve ardından istiğfar ve tövbe için altı şart saymıştır. Onlardan birisi geçmiş günahlar hakkında pişman olmaktır. Ancak dilde değil de gerçekten pişman olmaktır. Yaptığından pişman olan kimse sadece yeniden günaha yönelmemekle kalmaz bilakis onu telafi etme kararı alır. Örneğin eğer haram bir mal yemişse bu durumda o malı sahibine geri döndürüp, mal sahibini razı etmesine ilaveten o haram yemenin neticesinde bedeninde oluşan eti ve kanı da bedeninden temizlemek için girişimde bulunması gerekir.

Bazen bazı merasimlerde… bir şahıs bir şiiri veya duayı yüksek ve hüzünlü bir ses tonuyla okuyor ve duyguları kabartıcı sözcüklerle dinleyicileri duygusallaştırıyor. Ardından yavaş yavaş gözlerden yaşlar akmaya başlıyor ve bazen aşırı derecede etkilendiklerinden şiddetli bir şekilde ağlıyorlar. Ancak merasim sona erdiğinde o ortamdan çıkar çıkmaz bazen de o merasimde uygun bir ortam yakaladıklarında yine gıybet etmeye ve iftiralar atmaya başlıyorlar. Ardından da maneviyat dolu bir merasimdi ve biz de faydalandık derler! Yani çok ağladık ve etkilendik. Ancak bu etki, psikolojik bir etkidir. Eğer meddahın sesi güzel olmasaydı o da asla ağlamayacak ve yorgunluk hissine kapılacaktı. Bu tövbe değildir. Tövbe, ruhsal bir inkılaptır. Tövbe eden kimse, tövbe etmeden önceki durumu ve davranışıyla tövbe ettikten sonraki durumu ve davranışı farklı olan kimsedir. Tövbe etmeden önce nefsani isteklerin esiriydi ve Allah’ın rahmetinden uzaktı. Ancak şu anda değişmiştir. Al

lah’ın rahmetine yaklaşmıştır. Artık günah işlemiyor ve işleyecek olursa da hemen pişman oluyor.

Kur’an ve rivayetlerde nasuh tövbeye yani ihlasla yapılan tövbeye değinilmiştir. Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor: “Ey iman edenler! İhlaslı bir tövbe ile Allah’a tövbe edin.” 

Tövbe, sadece insanın dua veya matem merasimine katılması ve duygularının kabarması sonucu ağlaması değil bilakis insanın kalbinde ve ruhunda gerçekleşen bir inkılaptır.

Elbette biz merasimlere karşı değiliz. Bazen bir dua merasimine katılmak kişide ruhsal inkılabın ortamını hazırlayabilir. Ancak bu tür merasimlerin tövbenin hakikatinden ayrı bir şey olduğunun bilinmesi gerekir.

Der Pertov-u Vahy, c. 2 s. 226- 228