")
Istifta Turkce
Soru: İslam dini kâmil bir din olmasına rağmen neden kölelik meselesine izin vermiş ve onu kaldırmamıştır?
Cevap: İslam dinindeki kölelikle ilgili konuların hakikatini idrak edebilmek için şu hususa teveccüh etmek gerekir ki, birinin köleleşmesindeki en önemli ve yaygın yol, Müslümanlar ile Müslüman olmayanlar arasındaki savaşta Müslümanların, Müslüman olmayanı esir almasıdır. Bunun dışındaki bazı hususlar da sonuç olarak bu kapıya çıkıyor. Savaşta Müslümanlara esir düşen kimse hakkında şu dört husustan biri uygulanabilir: 1- Esirin öldürülmesi. 2- Esirin serbest bırakılması. 3- Esirin hapse atılması. 4- Esirin köle yapılması. Birinci ve ikinci husus, kesinlikle akıl sahiplerinin onayladığı bir şey değildir. Ancak üçüncü hususa gelince, bu husus her ne kadar günümüzde uygulanabilirse de hükmün kanunlaştırıldığı döneminde var olan şartlar dikkate alındığında bu hususun da hayata geçirilmesinin mümkün olmadığını söylemek gerekir. Zira o dönemdeki hükümetler ekonomik güç ve olanaklar açısından günümüzdekinden oldukça zayıf ve küçük idiler. Bununla birlikte savaşların ve esirlerin fazlalığı; esirlerin hapiste tutulması, onlar için yer, elbise ve yemek sunulması ve aynı şekilde bir grup askerin onların başına dikilmesi gibi hususların da oldukça fazla bütçeye ihtiyaç duyması dikkate alındığında bunları yapma olanağının onlar için bulunmadığı ortaya çıkıyor. Bu nedenle hükümetlere tek bir yol kalıyordu. O da, esirlerin köle olarak vatandaşlara sunulması ve böylece hem vatandaşların onların hizmetinden faydalanması hem de onlar için yaşam olanaklarının sağlanması idi. Aslında vatandaşların katılımıyla, esirlerin saklanması sorununu çözüyorlardı. Çünkü hiçbir hizmet almaksızın esirleri saklamayı halk kesinlikle kabul etmiyordu. Buna ilaveten o dönemde bu yöntem, bütün milletler arasında genel ve yaygın bir yöntem idi. Müslüman olmayanlar da Müslümanlardan esir aldıklarına aynı şekilde davranıyorlardı. Diğer taraftan savaş zamanlarında misliyle karşılık verme esası, akıl sahipleri nezdinde kabul gören bir esastır. Dikkate alınması gereken bir diğer bir nükte ise şudur ki; iyi bir yasa, mutlaka ideal bir yasa değildir. Bilakis iyi bir yasa, öncelikle uygulanma kabiliyet olan ve ikinci olarak da ideal olmasa bile toplumu ideal ve kanun koyucunun benimsediği bir duruma yönlendiren yasadır. Buna şöyle bir örnek verebiliriz: Her kanun koyucunun idealinin, toplumda hapishanenin ve mahkûmun olmaması olduğu açıktır. Eğer kanun koyucu, toplumdan suç unsurlarını kaldırmadan hapishanelerin kaldırılması hükmünü verirse bu hüküm, akıl sahipleri tarafından çirkin karşılanıp kınanır ve ona, “eğer hapishanelerin kaldırılmasını istiyorsan hapishanelerin kaldırılması ortamının kendiliğinden hazırlanması için ilk önce suç işlenmesinin ortadan kalkmasına sebep olacak kanunlar çıkarmalısın” hatırlatması yapılır. İslam’ın ilk yıllarında köleler maddi olarak toplumdaki bireylerin ana sermayesinden sayılırdı. Eğer İslam bir anda köleliği kaldırmak isteseydi çoğu kimsenin itirazı ve direnişiyle karşı karşıya gelir ve bu kanun pratikte yenilgiye uğrardı. Eğer konunun daha iyi anlaşılması için örnek verecek olursak, onu günümüzdeki mesken ve mülk ile mukayese edebiliriz. Eğer günümüzde hükümet, bir anda mülklerin sahipleri tarafından artık alınıp satılamayacağını ve bireylerin mülkiyet haklarının resmiyette tanınmayacağını açıklarsa bu durumda, insanların çoğunun sermayeleri bu kanunla birlikte yok olacaktır ve insanlar aşırı derecede zarar göreceklerdir. Dolayısıyla bu kanun, halkın çoğunluğun itirazı ve direnişiyle karşılaşacak ve yenilgiye uğrayacaktır. Yukarıdaki hususlar dikkate alınarak şöyle söylenebilir: İslam her ne kadar kölelik kanuna muhalefet etmeyip onu uyguladıysa da ama pratikte onunla birlikte kölelik meselesinin zamanla kendiliğin ortadan kalkıp yok olmasını ve muhalefet etmeye bile gerek kalmamasın sağlayacak bir takım kanunlar çıkardı. Örneğin bir köleyi özgürlüğüne kavuşturmayı birçok günahın kefareti kıldı veya sahibinden çocuğu olan cariyenin satılmasını yasakladı ve sahibinin ölümünden sonra çocuğunun hakkına düşen mirastan özgür bırakılmasını kanunlaştırdı. Ahlaki düsturlarla insanları, köleleri azat etmeye teşvik etmesine ilaveten bu iş için oldukça fazla sevap belirledi. Kölelerin haklarına riayet edilmesi için bağlayıcılığı olan birçok kanun ve emiri yasalaştırdı. İslam bu yöntemle birinci olarak esirlerin saklanması sorununu çözdü. İkinci olarak esirlerin, Müslüman aileler arasında İslam-i ahlak kurallarını tanımalarını ve Müslüman olmalarını sağladı. Üçüncü olarak kanuna karşı bir hassasiyet ve direniş oluşturmadı. Dördüncü olarak ise pratikte zamanla kölelik meselesinin yok olmasını ve içinde köleliğin bulunmadığı ideal topluma ulaşmayı sağladı. Sorularınızı göndermek için aşağıdaki linki kullanınız: