")
ERBAİN
Elite Efendimiz

Erbain, Arapça bir kelime olup kırkıncı gün anlamına gelmektedir.

Ama halk dilinde bu kelime söylendiği zaman ilk akla gelen Hz. İmam Hüseyin(a.s)'ın şehadetinin 40. günü yani Sefer ayının 20'sidir.

Olay nasıl gelişti; İmam Hüseyin  (a.s ) ve yarenleri  Muharrem ayının 10'unda, Yezit melunun emriyle Kerbela çölünde hunharca  şehit  edildikten sonra başta oğlu İmam Zeynel Abidin(a.s),  kız kardeşi Hz. Zeynep (s.a) olmak üzere Kerbela'ya gelen diğer kadın ve çocuklar esir edilir. Kerbela'dan Kufe'ye , Kufe 'de kısa bir müddet kaldıktan sonra kesik başlar eşliğinde Yezid'in isteği üzerine Şam'a yollanır. Orada da on gün kaldıktan sonra  Yezit beklenmedik gelişmelerden dolayı saltanatını tehlikede görür ve esir edilen Ehlibeyti, Numan b.Beşir komutasında otuz kişilik askerle korumasında Medine'ye gönderir. Fakat Medine -Kufe yol ayrımına geldiklerinde Numan'dan kendilerini Kerbela'ya götürmelerini isterler. Numan da bunların isteklerini kabul eder ve Kerbela'ya götürür. İmam'ın şehadetinin 40. günü Kerbela'ya varırlar . Bunlardan önce peygamber(s.a.a)'in sahabesinden olan Cabir b. Abdullah Ensari, onun dostu olan Atiyye ve küçük bir grup Haşimlerden Kerbela şehitlerinin mezarlarını ziyarete gelirler. Şam 'dan gelen Ehlibeyt kafilesi burada iner. Acıları tazelenir, gözyaşları sel olup akar .Adeta mahşer berpa olur.

Üç gün yemeden, içmeden bu durum devam eder. Üç günden sonra imam Zeynel Abidin(a.s) daha vahim durumlar olmaması için kafileyi Medine'ye götürür.

Bu durum o günden itibaren  gelenek haline gelmiş olur. O günden sonra ehlibeyt taraftarları  bir kaç gün yürüdükten sonra o günde özellikle Kerbela'da olmaya çalışıyorlar ve o tarihi anıyı hem yaşayıp hem yaşatıyorlar.Hatta zalim Emevi ve Abbasi  Sultanları bu aşk  ziyaretine  engel olamamışlardır.  Bu yürüyüş ve ziyaretle ilgili Ehlibeyt imamlarından sahih hadisler vardır. O hadislerden iki tanesini buraya getiriyoruz :

حَدَّثَنِی أَبِی رَحِمَهُ اللَّهُ عَنِ الْحُسَیْنِ بْنِ الْحَسَنِ بْنِ أَبَانٍ عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ أُورَمَهَ عَمَّنْ حَدَّثَهُ عَنْ عَلِیِّ بْنِ مَیْمُونٍ الصَّائِغِ عَنْ أَبِی عَبْدِ اللَّهِ ع قَالَ: یَا عَلِیُّ زُرِ الْحُسَیْنَ وَ لَا تَدَعْهُ قَالَ قُلْتُ مَا لِمَنْ أَتَاهُ مِنَ الثَّوَابِ قَالَ مَنْ أَتَاهُ مَاشِیاً کَتَبَ اللَّهُ لَهُ بِکُلِّ خُطْوَهٍ حَسَنَهً وَ مَحَى عَنْهُ سَیِّئَهً وَ رَفَعَ لَهُ دَرَجَهً فَإِذَا أَتَاهُ وَکَّلَ اللَّهُ بِهِ مَلَکَیْنِ یَکْتُبَانِ مَا خَرَجَ مِنْ فِیهِ مِنْ خَیْرٍ وَ لَا یَکْتُبَانِ مَا یَخْرُجُ مِنْ فِیهِ مِنْ شَرٍّ وَ لَا غَیْرَ ذَلِکَ فَإِذَا انْصَرَفَ وَدَّعُوهُ وَ قَالُوا یَا وَلِیَّ اللَّهِ مَغْفُوراً لَکَ أَنْتَ مِنْ حِزْبِ اللَّهِ وَ حِزْبِ رَسُولِهِ وَ حِزْبِ أَهْلِ بَیْتِ رَسُولِهِ وَ اللَّهِ لَا تَرَى النَّارَ بِعَیْنِکَ أَبَداً وَ لَا تَرَاکَ وَ لَا تَطْعَمُکَ أَبَداً.

⁠⁠⁠⁠Ali b. Meymun diyor ki, İmam Cafer Sadık (a.s ) şöyle buyurdu :

 "Ey Ali ! Hüseyin (a.s ) ı ziyaret et onu terk etme." Dedim ," Bu ziyaretin sevabı nedir?"

 İmam buyurdu:

" Her kim yaya ziyarete giderse, Allah, attığı her bir adıma bir sevap yazar, bir günahını bağışlar ve bir derece makamını yükseltir. ziyarete gittiği andan itibaren Allah, iki melek görevlendirir ağzından çıkan her bir hayır sözü yazar ve kötü sözü yazmazlar. Ziyaretten döndüğünde de ondan vedalaşıp derler ki; ey Allah dostu! Allah günahlarını bağışladı. Allah seni, kendi Peygamberi ve ehlibeytin safında karar kıldı. Allah gözlerini cehennem ateşine göstermeyecektir ve gözlerinde ebedi olarak onu görmeyip lokması olmayacaktır." Kamil'uz-ziyarat kitabı, 49. Bab

⁠⁠[ni kendi ,nı bağışladı. Allah S⁠⁠⁠قال الباقر عليه السلام : أن الله عوض الحسين عليه السلام من قتله أن جعل الإمامة في ذريته والشفاء في تربته و إجابة الدعاء عند قبره ولا تعد أيام زائريه جائيا و راجعا من عمره.

İmam Muhammet Bakır (a.s ) şöyle buyurdu :"Allah Hüseyin (a.s)'ın şehadeti karşılığında ona dünyada 4 şey verdi;

1-İmameti onun soyunda karar kıldı.

2- Onun toprağında şifa karar kıldı.

3-Onun kabri kenarında edilen duayı kabul etti.

4-Onun ziyaretine giden insanların, gidip evine dönene kadar zamanı o insanın ömründen saymadı.